PWE


Türkiyenin en iyi WWE RPG'sine hoşgeldiniz.

PWE

Türkiyenin en kaliteli ve en iyi RPG'sine hoşgeldiniz. Sevdiğiniz karakterin kariyerini yönetmenin keyfini çıkarın.
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İstediğin kadar konuş

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Klaus Meine
Emekli
Emekli


Mesaj Sayısı : 2377
REP Puanı : 34
Kayıt tarihi : 02/02/12
Yaş : 20

MesajKonu: İstediğin kadar konuş   Çarş. 08 Ağus. 2018, 17:11

Işıklar aniden gidiyor ve geri geldiğinde Bray ringde sallanan sandalyesi ile duruyor.

Düşüncelerinizi lütfen kendinize saklayın, sevgili dostlar. Burada bir süre kalıp konuşmam gerektiğini hissettim. O yüzden, kendinizi rahat ettirin ve sadece dinleyin. İstemiyorsanız çıkıp gidebilirsiniz, kalmanızı ne kadar tavsiye etsem de sizi durduracak değilim. Size bir hikaye anlatmak istiyorum. Eminim siz de seviyorsunuz anlattığım hikayeleri. Benim bir takma adım daha var ve bunu çok kişi bilmez. "Ormanların Ozanı". Her gün anlatacak farklı bir hikayem var. Yine bu gün de onlardan birisini anlatacağım. Çünkü yer yüzü ve hayatınız da aynı şekilde her gün değişiyor. Siz farketseniz de, farketmeseniz de 9-5 çalışan biri hayatında olanları bir süre sonra farketmez. Her şey aynı olunca bir süre sonra umursamazsın ya, aynı malum şahısa yaptığım gibi. Hakkımda arka planda bazılarına konuşmuş, dinlemeye tenezzül etmedim. Çünkü ağzından çıkan her söz, birbiri ile aynı niyeti taşımakta. Boş ve hayvansal saldırı. Buram buram egoizm kokuyor. Beni ciddi bir şekilde çözebileceğini, korkutabileceğini veya vaz geçirebileceğini sanıyor. Cahillik insanın ne yazık ki doğuştan beri başına bela olan en başta şeydir. Boyunuzdan büyük şeyler siz eğer bilgi sahibi değilseniz sizden küçük görünmeye başlar. Buna cahil cesareti denir. Bray Wyatt'ı yenebileceğini sanıyor. Belki de yener, bilemiyorum. Bana öyle bir bilgi gelmedi *kahkaha atar*. Ah... Midem kalktı, özür dilerim. Tahmin etmesi bu kadar basit insanlar ile uğraşmayı elbette ki sevmiyorum, ama ... *gökyüzüne bakar* O istiyor ise benim boynum kıldan ince. Bir hizmetkar ölene kadar efendisini yüceltir. Ben ise bir hizmetkardan daha öteyim. Elbette, sonunda baktığınızda yine bir hizmetkarım. Afilli bir ad taşıyorum, belki de ondandır *sırıtır.*.   Daha fazla söz etmeden hikayemize geçelim.

"Yıllar yıllar önce, uzak bir diyarda bir kral yaşarmış. Bolluk ve refah içinde, pınarlarından su akan, tarlalarında çeşitli meyve yetişen, insanları güler yüzlü bir ülkeyi yönetirmiş. Bir gün, biricik kızının hamile olduğunu öğrenir. Veziri kralı ziyaret eder ve onu uyarır. Yüzyıllar önce, tarihin ve zamanın olmadığı bir vakitte bir kehanet yazılmıştır mağara duvarlarına. Kralın tıpkısının aynısı olan bir portre, 6 adet çizgi ve 7. bir tanesi, ancak 7. olanın üstünde yanan gayet büyük bir alev. Vezir en iyi eğitimcileri toplar ve bir karara varırlar.


"Yedinci çocuğun ilk çocuğu sizi öldürüp yerinize geçecek, kralım."


Bunun üzerine, kral 4 çocuğunu bir araya toplar ve daha hiç çocuğu olmamış kızını yüksek bir kuleye kapatır. Kız aylarca başına gelene inanamaz ve sürekli ağlar. Kapısına dikilen muhafız kıza acır ve onla ilgilenmeye başlar. Sonun da da kız ondan hamile kalır. Babası anlamasın diye sürekli saklamaya çalışır ve en sonunda babası anlayınca celladı ile beraber bebeği öldürmeye gelir. Muhafız pencerenin kilidini açıp aralar ve kız  da bebeği aşağı atar. Bebek havada süzülürken bir kartal kocaman pençelerinin arasına alır onu ve başka bir yere götürür. Kendi yavruları ile beslediği bebeği zamanı gelince bir çobanın evinin önüne bırakır. Çoban onu kendi çocuğu gibi yetiştirir ve bu genç büyüyüp güçlenir. Ormanda ayılar ile güreşir, nehirde saatlerce yüzer ve oturup şarkılar söylerdi. Gencin adını "Gelghani" koydular. Gelghani ormanda avlanırken aynı kendisine benzeyen, dev gibi biri ile karşılaşır ve dövüşürler. Saatlerce yenişemedikten sonra arkadaş olurlar ve beraber vakit geçirmeye başlarlar. Diğer delikanlının adı ise "Aersini"ydi. Gelghani şehire bazı şeyleri almak için indiğinde bir tavernaya girer ve içmeye başlar. Arkasında konuşan iki adamın sözlerine kulak verir.


"Kralın kızı çok hastaymış ve iyileştirene bir ödül vaat etmiş."


"Biz hekime falan mı benziyoruz?"


"Parasızlıktan ağzın kokuyor, bir şeyler uydurabilirsin en azından."


"Pekala, deneyebiliriz. Mesela?"


"... aslında aptal bir fikir, haklısın."
Gelghani bunu duyunca kalenin yolunu tutar.  Kendi otlarından hazırladığı bir ilacı bilmediği annesine yutturur. Annesi onu tanır ancak hiç bir şey söyleyemez, çünkü söylediği anda kral onu öldürtecektir. Annesini bilmeden iyileştiren Gelghani ormanına geri döner, kralın sunduğu hiç bir ödülü almadan. Kral bu yiğidin peşine düşer ancak bir türlü bulamaz. Tam bir yıl sonra, annesini iyileştirdiği günün aynısında nehirde yüzerken bir kayanın üzerinde bembeyaz renkli bir peri görür. Periye dokunmak için elini uzattığı anda peri konuşmaya başlar.


"Sen, sekizin öncesi, doğumun ilkisin. Zümrüt tacı başına, gökyüzünün arşına. Hakkın olanı kendi kanından olanı yok et."


elghani bunu anlamaz ancak gökyüzünden parlayan kocaman bir ışık hüzmesini görür. Hüzme şehirdeki kaleyi işaret eder ve Gelghani kapıdan içeri girer. Annesi kralın baş ucunda durmaktadır.Kılıcını çektiği gibi korumaları dağıtır ve kralı öldürür. Kılıcı kralın kanına değer değmez zümrütten bir kılıca dönüşür. Tacı da başına takar ve o diyarın kralı olur. Tabii bu hikaye burada bitmez, çünkü Aersini onu kıskanır ve karşısına bir gece Gelghani avlanırken çıkar. Saatlerce kapışırlar. En sonunda Gelghani bundan da galip çıkar. Kral olarak yıllar boyu hüküm sürer."

Bu hikayeden ne anladınız peki? Sizler oturup bunu iyice bir düşünün. Neden bir varlığın söylediğine hemen inandı? Nasıl kral onu tanımadı? Neden dengini öldürdü? Neden annesini iyileştirdi, veya neden annesinin hikayede hasta olan birisinden başka bir etkisi yoktu? Neden, neden ve neden... Sürekli sorduğumuz sorular ve ömür billah soracağımız sorular. Neden bizim başımıza geldi? Ne yaptık? Soru sormayı artık bırakmamız gerekiyor, sevgili dostlar. Saçma bir hikaye diyip geçebilmeyi bilmeliyiz. Ancak, gerçek vardır. Gerçek de şudur;

Sen bakıyorken, ben görüyorum.

Sen duyuyorken, ben dinliyorum.

Sen çabalarken, ben hareket ediyorum.

Sen uyurken, ben uyumuyorum.

Öleceğin zaman, ben yaşıyorum.

Şarkısı kulaklarıma geldiği zaman ölümün, onu duyamıyorum.

Rahatlığı geldiği zaman sevginin, saramıyorum.

Senin sahip olduğun insancıl hiç bir özelliğe sahip olmadığımı anla, anla ki ona göre hareket et. Çünkü senin afilli sözlerin, atarların, giderlerin ne yazık ki benim lügatımda BOŞ görünüyor. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz demiş bir ölümlü. Ben her zaman hikaye anlatırım, ve konuşmamı yumruklarımla yapmayı tercih ederim. Her zaman böyle olan biri değildim elbette ki. Yolu sevgiden geçen herkes benim kardeşimdir. Sadece sana böylesine özel bir hizmet açtığımı söylemek istiyorum. Sen ne kadar konuşsan da, bağırsan da, özür dilerim dostum ama duymuyorum. Tenezzül etmiyorum.

Şampiyon olmak nedir? Etrafında olmayanlar bir anda etrafına doluşacak, sevginin aynalanmış hali sana yansıtılacak ve gözlerin büyülenecek. Peki ya kaybettiğinde? Sevgili yakın bir dostum, bunu yaşadı. Sevdiği kazandığında da kaybettiğinde de yanındaydı. Sonunda sevdiğini bir kaybetti, iki kaybetti ve üçüncüde sonsuza kadar ayrıldılar. Bir kalbin ikiye ayrılması hiç bir zaman kolay değildir. Onu tekrar yapıştırmak, mühürlemek imkansıza yakındır. Birini ise en sevdiği şeyi alarak yenersin. Tıpkı daha önce yaptığım gibi. Planlarım asla değişmeyecek, çünkü henüz karşıma çıkacak bir yiğit göremedim. İşte bu yüzden şampiyon olmak, asıl hedefim. Beni yenebilecek birisinin dikkatini bu sayede çekebilirim ve o gün, mutlu olacağım. Çünkü bu güç, artık kabına sığmıyor. Taşıyor. Her yere kendini saçıyor ve bir gün ise patlayacak. Patlamadan önce onu dindirebilir, zihnimi huzura kavuşturabilirim. Bir şeye eminim ki, bu güç sen değilsin.

Belki buradan çok uzakta kayıp,uzun bir şarkıyı söyleyen başka bir ozan vardır. Belki onunla bir gün daha karşılaşırız. Şarkısını duyduğum zaman yüzümde sadece bir gülümseme ile onunla yüzleşmeyi bekleyeceğim.


 O zamana kadar hoşçakalın.

Dediği anda ringden kayboluyor.




RPG:

MEVCUT KARAKTER:  Bray Wyatt
2 time World Heavyweight Champion (1 time Batista 1 time Ethan "Michael Hunter" Carter III  )
 
1 time Intercontitental Champion (w/.Ethan Carter III)

1 Time Tag Team Champion (Current w/Drew McIntyre&Ethan Carter III)

Third Triple Crown Winner (Ethan Carter III)

Site:

2017 Şubat Ayı Yöneticisi



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İstediğin kadar konuş
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Rey mysterio konuşması
» ÇEKİRDEK AİLE TİPİ ve BÜYÜK ÖLÇEKLİ BÜYÜKBAŞ HAYVAN ÜRETİMİ İŞLETME KAPASİTESİ HESAPLAMASI
» tüm kedi sahipleri bu ürünü konuşuyor!!!
» CM Punk!ringe gel bişi konuşucam seninle
» Friday Night Smackdown [ 15 Ekim 2010 ]

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
PWE  :: PWE RPG :: Promo-
Buraya geçin: